Çandarlı Kalesi, yüzlerce yıl Amazon Kraliçesi Pitane’nin ismini taşıdı.

Çandarlı Kalesi, yüzlerce yıl Amazon Kraliçesi Pitane’nin ismini taşıdı.

Çandarlı Kalesi

Çandarlı Kalesi tarihide tıpkı Çandarlı tarihi gibi kesin olarak bilinmemektedir. Bölgede hakimiyet süren İonya ve Aiolya uygarlıkları göz önüne alındığında kalenin M.Ö 6.yy da yapılmış olması muhtemeldir. Çünkü İonya ve Aiolya siteleri şehir ve iç kale surları olmak üzere iç içe iki halkadan oluşmaktaydı. Bu tarz yapılan kaleler sayesinde kentlerin düşman saldırılarına karşı direnişi aylarca sürdürülebilmekteydi.

Çandarlı Kalesi
Çandarlı Kalesi duvarlarından elde edilen taşlardan kalenin birçok defa yıkılıp tekrar yapıldığı anlaşılmaktadır. Duvarlarda yer alan taşlardan bir kısmı M.Ö 2 yüzyıla tarihlenmektedir. Kalenin bugünkü mimari plan tarzında yeniden yapılması M.S 14 yüzyılda bölgeyi ele geçiren Cenevizliler zamanında olmuştur. Cenevizliler bu dönemde Foça ve Pitane de korunaklı kaleler ve gözetleme kuleleri inşa etmişlerdir.

Pitane İon Egemenliğinden sonra sırasıyla, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saruhanoğulları, Karesioğulları ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine geçmiştir.

Pitane veya Çandarlı kalesi bölgenin Türk hâkimiyetine geçmesinden sonra önemini gittikçe yitirmeye başlamıştır.

1429 yılında II. Murat (1420–51) tarafından sadrazamlığa getirilen Çandarlı Halil Paşa, denizciliği bir devlet politikası olarak benimseyip, denizciliğe, donanmaya ve kıyı kentlerine özel bir önem göstermiştir. 24 yıllık Sadrazamlığı döneminde Pitane bölgesine de özel bir önem veren Çandarlı Halil Paşa ilk olarak bölgenin güvenlik sorununu ortadan kaldırmak için Çandarlı Kalesi ni yeni baştan inşa ettirmiştir. Paşa 16 metre yüksekliğinde ve beş burçlu olarak yeniden inşa ettirmiştir.

Çandarlı Kalesi
Kale o dönemde yeni icat edilmiş olan top atışlarına karşı dayanıklı olması için taş bloklarla inşa ettirilmiş ve blokları payandalarla desteklemiştir.

Günümüzde Çandarlı Kalesi 2.230 m² alan üzerinde kare plana yakın dikdörtgen planlı yapısı, beş kulesi, mazgalları ve duvarları ile tüm ihtişamı ile ayaktadır. Kale yapılan restorasyon çalışmaları kapsamında 2009 yılından günümüze ziyaretçi girişine kapalıdır.

Çandarlı Bir Başka Rivayete göre;

Çandarlı (Pitane) yöresinde söylenceye göre Amazon kadın savaşçılar yöreye egemen olmuşlar ve pitane başta olmak üzere birçok kıyı kentin kurucusu olmuşlardır.

Çandarlı Kalesi
Anlamı; kadın kenti, kraliçe kenti olan Pitane sözcüğü de buradan gelmektedir. Pitane adından sonra Çandarlı’ya Türkler Asar ve Hisar gibi adlar vermişlerdir. Çandarlı ortaçağ döneminde önemini yitirmiş, Bizans ve Ceneviz güdümünde kalmış, Türk egemenliği altına girince kıyı kent olması nedeni ile pek ilgi görmemiştir. II. Murat’ın ünlü sadrazamı Halil Paşa, Cenevizlilerden kalma köhne kaleyi yeniden yaptırmış ve kenti bayındır hale sokmuştur.Böylece Çandarlı Kalesi sağlam ve korunaklı bir hal almıştır.O zamandan beri de Pitane adının yerini Çandarlı almıştır. Başka bir deyişle Çandarlı’nın isim babası Halil Paşa’dır.

Çandarlı Kalesi

Amazonlar Kimlerdir ?

“Hititlerin Kadın Süvarileri” tanımını getirir. Çünkü atı ilk olarak Hititler evcilleştirmişler ve savaşlarda kullanmışlardır. Yayı germek ve daha rahat ok atabilmek için kızlık çağlarında bir memelerini dağlamışlardır. Sparta da kadınların askere alındığı ve sağ memelerini yok ettiklerini duymuşsunuzdur. Ancak asıl Amazon yurdunun Anadolu’nun Karadeniz kıyılarında ve Kafkasya’da olduğu ileri sürülür. Libya’dan buralara geldikleri de söylenir. Amazonlar, ata binen ve son derece çevik savaşçı kadınlar topluluğudur. Tarım ve kent yaşamıyla erkekleri uğraşmakta kendileri avcılık ve savaşçılıkla geçinirlermiş. Ana egemenliği kadın etkinliği denebilir. Fakat aile yaşantısı olup olmadığı da tam bilinmemektedir. Bu avcı kadınların toplu yaşadıklarına, savaşlar verdiklerini, zaman zaman komşu halkların erkekleriyle cinsel ilişki kurduklarını bu geçici ilişkiden doğan erkek çocuklarını babalarına gönderdikleri, kız çocuklarını ise yanlarında eğittiklerini eski kitaplardan öğrenmekteyiz. Strabon Herodot, Diodoros gibi yazarlar Amazonların kimliğini, yurtlarını ve nasıl Anadolu’ya geldiklerini biraz farklı anlatırlar. Amazonlar kraliçesi Myrina önderliğinde Amazonlar yurtlarında kalkmışlar ve yollara düşmüşler hatta düşsel Atlantis Ülkesine kadar gitmişler orada söylencelerde geçen Gorgo canavarlarını alt etmişler ve Yunanistan’a konmuşlar. Helenlere yenilip tutsak olmuşlar ancak yolda korsanları boğup gemileri ele geçirmişler. Böylece Karadeniz’e ve Ege kıyılarına dağılmışlar. Yerleştikleri yerlerde koloni kentler kurmuşlar. Bu kentler Smyrina, Myrina, Mytilena, Elaia, Anaia, Gryneia, Kyma, Pitane, Latoreia ve Ephesos’dur. Pitane’yi bir Amazon Kraliçenin kurmuş olduğu, Ana Tanrıça Kibele inancının yaygınlığı, kadının üreme özelliğini üstün görüldüğü, arkeolojik buluntular arasında çokça rastlanan idol denilen küçük kadın heykelciklerin varlığı bunları doğrulamaktadır. Amazon sözcüğü memesiz anlamına gelir ki yöremizde savaşçı kadınları bir memelerini böyle bir işlem yaptıkları da bilinmeyen bir yöntem değildir.

 

Kaynaklar;

candarlida.com
tr.wikipedia.org

Yorumlar için tıklayın

Yatoku Okurları Ne Dedi ?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


Yukarı